“Bir oyundan fazlası …”

“Bir oyundan fazlası …”

Salgın, ötekileştirme, bencillik, yalnızlık ve çaresizliğin bir insanın hayatında neye dönüştüğüne ve dönüştürdüğüne tanık olduğumuz oyunun yazarı Larry Kramer. Mevzu 80’li yıllarda geçiyor ama bugüne yansımasını gelin “Kalp” oyuncularından dinleyelim…

Hikayeyi biliyoruz zaten, üşenmez de hatırlarsak niyetine mevzuyu arz edip, sonrasında bağlamak istediğim konuya geleceğim… Hazırsanız başlıyoruz! Aralarında Fransız ressam Marcel Duchamp’in de (1887-1968) bulunduğu, dönemin kalıplarından bunalan bir grup sanatçı 1917’de, “Bağımsız Sanatçılar” adıyla bir dernek kuruyor. Dernek, kuruluşunun ardından, “jüri yok, ödül yok” mottosuyla geniş çaplı bir sergi düzenliyor. Sergiye; 1.235 sanatçı tarafından 2.125 sanat eseri gönderiliyor ve içlerinden sadece bir tanesi reddediliyor: “Fountain”. 

Duchamp’in tuvalet malzemeleri satan bir dükkandan satın aldığı ve adını da “Foun-tain (çeşme)” koyarak imzasını attığı bu eser, beyaz renkte porselen bir pisuvar. Sergi komitesi “Fountain”in bir sanat eseri olmadığını ve sergilenemeyeceğini belirterek geri çeviriyor. Bu olay, zamanın Dadaistleri arasında bir curcunaya sebep oluyor ve Duchamp, Bağımsız Sanatçılar Derneği’nin yönetim kurulundaki görevinden istifa ediyor. Aslında bu mevzu Duchamp’in ‘ortalığı karıştıran’ ilk eseri de değil: Bu olaydan önce de sanat dünyasında doğru olarak kabul edilen pek çok şeyi defalarca sorgulayarak “sanat nedir?” sorusunu cevaplamak için sanat dünyasına meydan okumuş biri o.

“Retinal” (sadece göz hazzına odaklanan) sanatı reddeden Duchamp, bunun yerine, sanatı zihne hizmet eden bir araç olarak kullanmak istiyor. Bir röportajında pisuvarı seçmesini şöyle anlatıyor: “Amacım, güzelliği veya çirkinliğiyle herhangi bir şekilde ilgimi çekmeyen bir obje seçmekti. Yani, baktığımda bir ilgisizlik noktası bulmak…” “Fountain”, Duchamp’in ölümünden 36 yıl sonra, 2004’te, 500 sanatçı ve tarihçi tarafından yapılan oylamada “20. yüzyılın en etkili sanat eseri” seçildi. Listede ikinci sırada Picasso’nun 1907’de resmettiği Les Demoiselles d’Avignon (Avignon’lu Kadınlar) adlı tablosu yer alıyordu.

“Sanat nedir, ne ve kimin için yapılır, neye sanat denir?” gibi yüzyılın soruları, ki cevabı pek çok akla-akıma göre değişiyor olmasına rağmen, günün sonundaki Z Raporu: sanatın, takipçisini her şekilde iyi ve güzel ettiği! Bugünlerde, gündeminizde hafif bir karıncalanma yahut kayma oluyorsa, Duchamp’in eserlerine yeniden göz gezdirmenizde fayda olabilir, belki kaymalar düzelir ve fikriniz değişir, kimbilir! Gelelim yazımızın sadedine…

ABD’li ödüllü oyun yazarı, yazar, film yapımcısı, halk sağlığı savunucusu ve LGBT hakları aktivisti (1935) Larry Kramer’in; “Tarih çoğunlukla heteroseksüel insanlar tarafından yazıldı. Eşcinsel insanların tarihin en başından beri yer edindikleri hiçbir kitap yok. Oysa bizlerin en başından beri tarihte yer almadığımızı düşünmek çok saçma…” bu cümleleriydi, bana Duchamp’i yeniden hatırlatan!

Craft

Metin çoktan tarihe karıştı

Beren Saat’in yüzü gülüyor